Düşünce İnsanda Yoğunlaşmalı

 

Koca ülke neden debeleniyor? Çünkü yaşam düşünce odaklı değil, nesne odaklı. Bu tavır çağdaş dünyaya paralel, çağdaş dünya da hayvana paralel Bu durumu biraz rahatlatan binlerce yıldır orada burada birikmiş bilgelikler debeleniyor.

  Türkiye’de binlerce yıldır bu coğrafyada 12.-13. Yüzyıldan başlayarak Türk dili olmaya başlayansayısız etnik grup var. Ortak dilleri Türkçedir. Türkçe, Türkiye denen ortak Cumhurriyet’in ortak dilidir. Ama Türkiye’de Kürtçe, Arapça, Lazca, Rumca , Ermenice, İbranice, Bulgarca, Çerkez dillerinden  herhangi birini Türkçeden daha iyi konuşan milyonlar olduğunu gördüm. Bu sadece Türkiye’nin değil, sayısız ülkenin, belki de her ülkenin, başta ABD olmak üzere , tarihi gerçeğidir. Kültürel kimlik daha geniş kap0samlıdır. Dili de içerir. Fakat politik bütünlük  için yeterli değildir. Bu da günümüz dünyasında yeteri kadar açık. Geçmişte ve günümüzde bu da bilinen bir gerçek.

Öte yandan dünyanı n ortaçağdan bu yana Türkiye diye bildiği bir ülke var. Günümüzde de aynı adla tanınıyor. Tarihte Türklerin kuruduğu çok devlet var.  Ama sadece bir tane Türkiye Cumhuriyeti var. Kimse onlara, sen ‘’laz’sın, ‘’Kürt’’aün, ‘’Araps’’sın, ‘’Çerkez’’sin, ‘’Yahudi’’sin demiyor .Sadece nüfus cüzdanına ve pasaportuna bakıyorlar. Dünya o kadar uygar sayılmaz Ama bu sorunu aşacak kadar uygar oldu diyebiliriz.

Avrupa’nın hasta adamının ölüp parçalanması için, bütün Avrupa iş birliği yaptı. Cumhuriyeti kurduğumuz zaman adını Türkiye koyduk.Türkçe bir bey adını Osman’a çevirenler yüzünden Osmanlı Devleti olan ülke, Avrupa’lıların Ortaçağdan bugüne bildikleri ‘Turcia’ oldu.   Bunu tartışan cahillerin neyi yalanladıklarını bilmiyorum.

Son nefesindeki hasta adamı gömmek için bütün Avrupa seferber oldu. Türkiyeyi Osmanlı’dan ve düşmanlarından kurtaran, yeniçeri ‘den temizlenmiş Osmanlı ordusu oldu. Cumhuriyeti kuranlarda Türkçe konuşan Anadolu Müslümanları.

Yavuz Selim,Kureyşli Arap son Abbasini İstanbul’a getirip halifeliği, Kuran’ın açık ‘Halife Kureyş’den olur’ emrine karşın, halifeliğe el koyduğu zaman, biz Arapça konuşmadık.  Türkçe konuşulduğu için Avrupalılar bizi Türk diye nitelediler. Türkiye Cumhuriyeti’nin dili Türk dilidir. Bu başka diller yok anlamına gelmez. Kurtuluş savaşından sonra artık, sultan kulu değil, Anadoluhalkı olduk  İspanya’da, Fransa’da, İngiltere’de , İsviçre’de İtalya’da, Amerika’da, Brezilya’da, Hindistan’da , Pakistan’da, Güney Afrika’da ,Kanada’da değişik diller konuşan azınlıklar var. Ama birbirleriyle kavga etmiyorlar. Ülkelerinde  ortak bir dil var.

MEZHEP KAVGASI GELİŞMEMİŞ ÜLKELERİN DERDİ

Mezhep kavgası sade gelişmemiş ülkelerde var. Bu kavga Müslümanları sömürmek için  Batı2nın icadı olduğunu İslam dünyası hala anlamadı mı ? Cihad, Allah2a ve peygamberine inanaların kavgası değildir. Kaldı ki çağdaş ekonomi insanları parçalanmaya değil,  birleşmeye sürüklüyor. Gökdelen müteahitleri , Türk, Kürt, Laz, Yahudi vb. hepsi büyük kentlere kilitlenmişler.

Bugün kültürel nedenlerle ülke bütününde idari ve politik düzenlemeler yapılabilir. Bir dilin yaşaması bir hayvan türünün  yaşamasından daha az önemli değildir. Fakat bölünerek büyüyen bir ekonomi yok! Zengin olan bir toplumda yok!

Bu ulus kendinin Türk olduğunu Ulusal maçlarda anımsayan garip  bir toplum. O zaman bayrak, marş, ‘Türkiye, Türkiye…’  haykırışlarının biri bin para . Bu ilkelleşmedir. Yozlaşma da denebilir. Toplumu dünyadan soyutlayan ilkel düşünceler olduğuna inanmak gerek. Yoksa bu olguların anlaşılmayacak bir tarafı yok! Onun için toplumu bu hale getiren nedenin, toplumsal cehalet olduğunu söylüyoruz. Bu da ancak yönlendirilen bir cehalet olabilir. Bunun temelinde imparatorluğun neden çöktüğünü ve Birinci ünya Savaşlı öncesinin tarihini bilseler, bugünkü durumu da anlarlardı. Bu öncül cehaletin çağdaş dünyayı anlamayı da zorlaştırdığını ve sömürü düzeninin işlemesine de yardımcı olduğunu da bilinçlendirmek gerekir.

1,5 Milyar 320 Milyon İnsan

Düny’da yaşayan 1,5 milyar Müslüman’ın karşısında sadece 320 milyon nüfusu olan ve onların tümünden daha zengin olan Birleşik Amerika’da kaç tane din, mezhep, dil , etnik grup olduğunu bu halk biliyor mu? Washington D.C. de bir sokakta on tane değişik kilise olduğunu işitmişler mi? Osmanlı toplumunun kaç din barındırdığını, İstanbul’un kilise ve sinagoglarını işitmişler mi? Cihadın Allah’a ve peygambere inananlara karşı yapılmadığını biliyorlar mı? Amerika’nın kuyruğuna takılıp giden, kahvelerini starbuck’ta içenlerin ‘Biz neden sürünüyoruz? Neden Amerikalılar gibi araştırma yapmıyoruz’ ? diye düşündükleri oluyor mu?

Türk’ler dünyanın geç göçenleri olarak, ilişkiye girdikleri her toplumun, İranlıların, Hintlilerin, Arapların, İtalyanların müşterisi oldular. Egemen oldukları topraklarda bile Hristiyanların,Rumların, Ermeniler ve Yahudilerin müşterileriydi. Güçlü iken dünyayı kendilerine çalıştırdılar. Müşteriliğin başka tür ilişkilere dönüşeceğini akılarına bile getirmediler. Sonunda askeri egemenlik yok olunca, müşteriliğin el açmak olduğunu anlamakta direniyorlar.

Türklerin Öğrenemediği

Napolyon’un Kahire’yi almasına karşın Osmanlı Avrupa’yı Fransa’dan öğrendi.

Batı teknolojisi ve 2. Derece Batı uygarlığını da, Fransız ve Almanlardan öğrendik. Günümüzde de Amerika burnumuzdan çekip götürüyor.

Bu geçmiş serüvende, ulusun tarihi anılarına sürekli Rus savaşlarının ve Doğu Anadolu işgalinin ve Türkiye’ ye göç eden Kafkasyalıların büyük etkisi oldu.

Ruslar Osmanlı İmparatorluğunu tehdit eden en büyük düşman olarak bellediğimiz için, Marx’ın düşünceleri üzerine kurulu Batı düşünsel açılımlarını da hep dışladık. Marx’ı tümüyle unutup, onun fikirleriyle yoğrulmuş Fransız, Alman, İngiliz, Amerikalı sayısız düşünür ve yazarın 20. Yy.’ ı nasıl etkilediğini Türkiye’nin aydınları pek öğrenmediler. Çağdaş Batılı akademisyen ve ekonomistlerin anlattıkları da bu yüzden dışlanıyor.

Entelektüel Düzeyin Altındayız.

Türkiye’nin her alanda sprunu olması geri kalmışlık olgusundan kaynaklanıyor. Aslında bunun tanımı ‘ çağdaş gelişmiş ülkelerin ulaştığı entelektüel düzeyin altında yaşamaktır.’

Tanımı basit ama, çözümü neredeyse olanaksız. Bizim toplumun çağdaşlık macerası, başta kente göçmek olmak üzere, Hüseyin Rahmi’nin Osmanlı döneminin sonunda ‘ iki hödüğün seyahati’ adlı hikayesinin bir varyasyonu gibidir.İki hödük ellerinde yabancı bir banknotla Büyükada’ya gezmeye giderler. Hikaye onların bu banknotu bozdurma macerası üzerine kuruludur.  Bu bizim çağdaş serüveniize çok benziyor. Elimizde dolarlar, Euro’lar, ne yapacağımızı şaşırmışız.

Geri kalmış ülkeler, paralel  olgularla eşitliği birbirine karıştırıyorlar. Araba kullanan Türk, araba yapan Amerikalı ile eşit değildir. Türkiye, Amerikalı gibi gökdelen yapıyor. Paralel bir iş. Ama plan yapamıyor. Okullar ve üniversiteler  artıyor. Fakat öğreti düzeyi düşük. Kaldı ki Amerika’da her 80 Milyon nüfusa 800  üniversite var.

Türkiye büyük bir yalan ortamında yaşıyor. Buna olanak veren, toplumun cehalet mirasıdır. Bu kavramsal düşüncenin gelişmemiş olmasından kaynaklanıyor.

Büyük kente gelen birkaç yılda ne kadar kentli olabilirse bizde o kadar çağdaş olabiliyoruz.



Alıntıdır.

Doğan Kuban

umhuriyet
Bilim Ve Teknoloji Eki

copyright 2013.AVF Alevi Vakıfları Federasyonu. | literalwebdizayn

Paristan Bayan Giyim

Elazığ Oto Kiralama