Siyamİkizleri Eğitim ve Kalkınma

Türkiye’de eğitim sisteminin yeniden yapılandırılarak köhnemiş, arkaik ilişkilerden uzak, yaratıcı, bilimsel düşünme kapasitesi gelişmiş bireylerin yaratılması gerekiyor… Türkiyede Öğrenci Başına Yıllık Harcamalar OECD Ortalamasının Çok Altında… Türkiye’de hem ortalama eğitim süresi hem de eğitime ulusal kaynaklardan ayrılan kaynak düşük.

Kalkınmanın en temel öğelerinden birini iyi eğitilmiş, kalifiye iş gücü oluşturuyor. Özellikle  Doğu Asya ülkelerinin hızlı kalkınma sürecinde ve birçok açıdan gelişmiş ülkeleri yakalamalarında iyi eğitilmiş, kalifiye iş gücünün neden olduğu hızlı verimlilik artışlarının belirleyici olduğu kabul ediliyor.

Verdoom Yasassı olarak bilinen bu yaklaşım verimlilikteki artış ile çıktıdaki artış arasında pozitif bir korealasyona işaret ediyor. Başka bir ifadeyle, Doğu Asya ülkelerindeki yüksek sabit yatırım oranları yeni yatırımlarda içerilen teknolojik gelişmeye neden olurken, eğitim düzeyinin yükselmesine ve verim artışlarıyla sonuçlanıyor.

Diğer yandan Neo-klasik  büyüme yaklaşımından farklı olarak eğitimi büyüme modeline içeren, endojen büyüme yaklaşımından hareketle yapılan ampirik çalışmalarda da eğitimin büyüme üzerindeki pozitif etkisi  kanıtlanmış durumda.

Türkiye gibi gelişmekte olan, sanayileşmeye geç katılan  çevre ekonomilerin iyi yetişmiş, kalifiye işgücü olmadan yüksek teknolojilere dayalı bir üretim sistemini kurmaları neredeyse imkansız gözüküyor. Türkiye’de bilimsel düşünme ve  araştırma ikliminin yaratılamaması sonucunda en parlak beyinler yurtdışına kaçıyor. Diskalifiye olmuş bir işgücü Türkiye’nin bilgi ve teknolojide dışa bağımlılığını önlemek imkansızlaşıyor.

Türkiye’de Öğrenci Başına Yıllık Harcamalar OECD Ortalamasının Çok Altında. Türkiye sanayileşmeye geç katılan bir ülke olarak, genç nüfusunu iyi eğitip, kalifiye işgücüne dönüştürmesi halinde önemli potansiyellere sahip gözüküyor. Başka bir ifadeyle, bugünün  kalkınmış ülkeleri,nüfus olarak durağan ve yaşlı bir kompozisyona sahip bulunuyor. Bu bağlamda Türkiye hızlı nüfus artışını iyi değerlendirip bunu eğitim yoluyla avantaja dönüştürmesi halinde kalkınma sürecinde önemli bir girdiye sahip gözüküyor. Ancak aşağıdaki satırlarda da belirtildiği üzere, eğitimin en temel girdisi olan eğitim harcamaları açısından Türkiye’nin karnesi hiçte iç açıcı gözükmüyor.

Öğrenci başına yıllık harcama değerlerini Türkiye ve OECD ortalaması bağlamında karşılaştıran Tablo 1  ve grafik incelendiğinde, Türkiye’de ‘’okul öncesi eğitim ‘’ , ‘’ilköğretim’’, ‘’ortaöğretim’’ ve ‘’yükseköğretim’’ kategorilerinde öğrenci başına yıllık harcama tutarının OECD’nin oldukça altında kaldığı görünüyor.

Örneğin, Türkiye okul öncesi eğitimde öğrenci başına yıllık 2,412 dolar harcarken, OECD ortalamsının 7,428 dolar olarak gerçekleştiği görülüyor. Başka bir ifadeyle , Türkiye’de okul öncesi eğitimde öğrenci başına harcama tutan OECD ortalamasının 5,016 dolar altında bulunuyor.

Türkiye ile OECD arasındaki en çarpıcı farklılık ise ilköğretim ve ortaöğretim kategorilerinde izleniyor. Türkiye’nin ilk öğretimde öğrenci başına  eğitim harcaması OECD ortalamasının %26.7 si kadar iken, orta öğretimde  %29,5 i kadar ancak gerçekleşiyor. Farklı bir ifadeyle, İlk öğretimde Türkiye 2,218 dolar harcarken, OECD ortalamasında söz  konusu değer 8,296 dolar olarak gerçekleşiyor. Orta öğretimde ise, Türkiye öğrenci başına ancak 2,376 dolar harcarken, OECD ortalaması Türkiye’den 6,544 dolar daha fazla gerçekleşerek 9,280 dolar gibi yüksek bir değere ulaşıyor.

Türkiye ile OECD arasında eğitim harcamasının görece daraldığı yüksek öğretimde ise Türkiye öğrenci başına yıllık 8.193 dolar harcarken, OECD ortalamasının 13,958 dolar olarak gerçekleştiği görülüyor.

Bu bulgular, Türkiye’de öğrenci başına eğitim harcamalarının OECD ortalaması  ile kıyaslandığında son derece yetersiz kaldığını, Türkiye’nin yakın bir gelecekte  öğrenci başına eğitim harcamasını OECD ortalamasına yaklaşıtıramaması durumunda kalkınmanın en temel iki bileşenini oluşturan bilim ve teknolojide gerekli sıçramaları sağlayamayacağını ortaya koyuyor.

Sonuç olarak, Türkiye’de eğitim sisteminin yeniden yapılandırılarak köhnemiş, arkaik ilişkilerden uzak, yaratıcı, bilimsel düşünme kapasitesi gelişmiş bireylerin yaratılması gerekiyor. Eğitimde bu paradigma yaratılırken, eğitime ayrılan kaynakların da OECD ortalamasına yaklaşmak büyük önem taşıyor.

Ülkemizde birçok okul yeterli fiziki alt yapıya sahip bulunmazken, bölgeler, iller ve hatta aynı kentin semtleri arasında eğitimde önemli eşitsizlikler/yarılmalar gözleniyor ve fırsat eşitliği giderek aşınıyor. Dğer yandan bilimsel üretim ve araştırmaların piyasa güçlerine bırakılması yıkıcı sonuçlar doğurabilecek özellikler taşıyor.

Dünyada neo-liberal politikaların birçok alanda olduğu gibi eğitimde de egemen olmaya başlaması sonucunda, eğitim en temel insan haklarından biri olarak değil, piyasa ilişkileri çerçevesinde ödeyenin yararlandığı kar alanına dönüşmüş durumda. Bu nedenle eğitimi parasız ve eşit  yararlandığı bir hak oluğunu ısrarla vurgulamak büyük önem taşıyor.

Eğitim kurumlarının sıradan işletmeler olmadığı ve işletme mantığına göre çalıştırılamayacaklarını özellikle belirtmek gerekiyor. Başka bir ifadeyle , eğitimin kamusal niteliğini öne çıkarıp eğitim politikalarını bu paradigma ekseninde yeniden kurgulamak fırsat eşitliği,  yetişmiş kalifiye işgücü ve ülkemizin geleceği açısından büyük önem taşıyor.

 

Bayram Ali Eşiyok

 

Cumhurriyet Bilim Teknik Dergisi 

copyright 2013.AVF Alevi Vakıfları Federasyonu. | literalwebdizayn

Paristan Bayan Giyim

Elazığ Oto Kiralama