Üniversitelerde Bütünleme Sınavları :Süreç Odaklı Öğretimden Sonuç Odaklı Öğretime

Doç. Dr. İsmail Şahin,Yıldız Teknik üniversitesi,İnşşat Fakültesi ,sahin@yildiz.edu.tr

 

Yüksaeköğretim kurulu başkanlığı 22 Haziran 2012 Tarihinde tüm üniversitelerde öğrencilere bütünleme sınav hakkı tanıdığını kamuoyuna duyurdu.Sınavların 2011-2012 öğretim yılını da kapsayacak şekilde uygulamasını kararlaştırdı.Eğitim ve öğretim uygulamaları süreç odaklı olmak zorundadır.Çünkü eğitim ve öğretimi kapsayan öğrenim,öğrencilere belirli beceri,bilgi ve davranış biçimleri kazandırmayı amaçlayan bir süreçtir.Örneğin mühendislik formasyonu ancak böyle süreç odaklı uygulama içinde kazanılabilir.Sonuç odaklı öğretimde ise kazanılması beklenen özelliklerden çok, geçilmesi  gereken sınavlar öne çıkar.Bunun tipik örneği ülkemizde uygulanan merkezi sınavlardır.Örneğin niversiteye girişte uygulanan seçme ve yerleştirme sınavlarında,hedef sınavda başarılı olmaktır.Bu sınava hazırlanırken sadece bireysel ölçekte önemli ölçüde kaynak harcanmakta.(emek ,para, zaman vb.)

Giriş sınavına hazırlanma surecinde edinilen bilgi ve beceriler,harcanan kaynaklar dikkate alındığında, bireyin gelişimine sınırlı ölçüde kalıcı etki yapıyor. Burada kalıcı etkiden kastımız  bireyin edindiği bilgiler yanında,akılcı düşünme ve sorgulama becerilerinin gelişmesi ve bu özellikleri içselleştirmesidir. Diğer bazı sonuç odaklı öğretim aşamalarında da benzer süreçler yaşanmakta.Böylesi bir sınav koşturması içinde sürece odaklanarak edinilebilecek özellikler maalesef yeterince kazanılamıyor.

Öğrenim  sürece odaklanmak zorunda. Süreçten yararlanma biçimi, bireyin süreç onundaki özelliklerini belirler.Öğrenim sürecindeki en etkili bilgi ve beceri kazanma yöntemlerinden biri ödevlerdir.Bir konuyu içselleştirerek öğrenmenin en iyi yollarından biridir ödev yapmak;çünkü bir iş en iyi yaparak öğrenilir.Değerlendirilmiş ödev kağıtlarıyla öğrenciye yanlış ve doğrularını gösteren geri bildirim,ödev notunun ötesinde onlar için bulunmaz değerdedir, tabi uygulanabilirse.

Ülkemize ki yüksek öğretim kontenjanlarındaki kabarıklık ve öğretim elemanındaki yetersizlik, maalesef istense de bu uygulamanın hayata geçirilmesini zorlaştırıyor. Öğrencilerin laboratuvar çalışanlarına da son derece olumlu katkı  yapabilecekken benzer nedenler ve olanaksızlıklar öğrenim sürecinin bu boyutununda eksik kalmasına neden oluyor. Öğrenim süreci  gerektiği gibi   işlemeyince ağırlık sınavlara veriliyor. Öğretim elemanları  teorik ders anlatımları ve ders uygulamalarıyla görevlerini yapmakta, öğrenciler ise pasif birer alıcı olarak anlatılanları dinlemekte ve aldıkları ders notlarını çoğunlukla sınav öncesinde gözden geçirmekle yetinip sınavlarda başarı sağlamaya çalışmaktadır.

Sınav ya da sonuç odaklı bu yaklaşım gerçek başarıyı getirmez. Öğrenim sürecinin gerektiği gibi uygulanması öğrencinin sorgulama, araştırma, tartışma, yeni fikirler üretme  özelliklerini geliştirir ve  zihninde yeni düşünceler filizlenmesine yol açar. Ayrıca öğrenci bu süreçte öğrenmeyi öğrenir.İyi işleyen bir öğrenim süreci normal şartlarda zaten sınav başarısını da getirir, ama daha da önemlisi, içselleştirilmiş bilgi ve  beceriler ,öğrencinin  bileğinde ‘altın bilezik’ değerindedir. Toplum için ise katma değer yaratabilen iyi yetişmiş bireyler kazanmak demektir.

Yüksek öğretim kurumlarımızdaki programlarda akreditasyon ve Bologna Süreci çalışmaları yapılmakta. Bu çalışmalar süreç odaklı olup ,çıktı bazlı öğretim modellerini içermekte. Bir başka deyimle  öğrencilere mezun olana kadar, belirlenmiş bazı çıktıların  (bilgi, beceri, davranış)  kazandırılması amaçlanmakta. Süreç odaklı bu modellerde dönem içindeki etkinliklere (dönem içi ödevler, sınavlar, laboratuvar çalışmaları vb) ağırlık verilmekte. Örneğin , YTÜ’de ders başarı notu belirlenirken dönem içi etkinliklerin ağırlığı %50 ve donem sonu sınavının ağırlığı %40 olarak seçilmiştir.

Yükseköğretim kurulu^nun üniversitelerde bütünleme sınavlarını zorunlu yapan, zaten gerektiği gibi işletilmeyen süreç odaklı öğrenim yaklaşımını daha da zora sokmakta, Öğrencileri sonuç odaklı olan  ders seçmeye teşvik etmektedir. Oldukça sıkışık bir akademik takvimde gerçekleştirilen bu sınavlar, öğretim elemanlarını da zora sokmaktadır. Bütünleme sınavlarıyla gelen ek yük sebebiyle öğretim elemanlarında dönem sonu sınavlarındaki başarı çıtasını aşağı çekme eğilimi gözlenmektedir. Sonuç odaklılığı teşvik eden bütünleme sınavının uygulamasının orta ve uzun vadede  ülkemizdeki yüksek öğretimin kalitesini olumsuz yönde etkilemesi beklenmelidir. Yükseköğretim kurulu üniversitelerdeki bütünleme sınavı uygulamasını gözden geçirmeli   ve yüksek öğretim kurumları öğrenci başarısını değerlendirme konusunda özgür bırakılmalıdır.

 

 

Kaynak:Bilim Ve Teknoloji Eki

CUMHURRİYET

copyright 2013.AVF Alevi Vakıfları Federasyonu. | literalwebdizayn

Paristan Bayan Giyim

Elazığ Oto Kiralama