Okuma Kültürü

Seçmen tercihini de, demokrasinin gelişmişlik düzeyini de belirleyen,okuma kültürürnün düzeyidir.Ferhat Özen

 

Cumhurriyet Bilim Teknoloji'de yayaınlanan,Reyhan Oksay'ın derlediği  ''Seçmenmlerin Tercihini demokrasinin gelişmişlik düzeyi belirliyor'' başlıklı incelemesine göre  ülkemizde ki seyirlik ileri demokrasinin^trajikomik hallerinin ivedilikle ele alınması gereken bir konuydu.Yazının başlığı, ilk anda  Tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mıtavuktan.. metaforunu çağrıştırsa da,derinlemesine bir okumanın bizi başka çpok onemli bir değişkene götüreceğini gözardı edemeyiz.

‘’Seçmenlerin tercihi demokrasinin gelişmişlik düzeyi belirliyor’’sa ‘Demokrasinin gelişmişlik düzeyini  ne belirliyor?’’ sorusuna da ‘’seçmenlerin  tercihi belirliyor’’  diyemeyiz. Çünkü  (artık)ülkemizinde içinde olduğu Pakistan, Hindistan gibi Ortadoğu ülkeleri başta olmak üzere ,dünyanın tüm güney ülkelerinde, etnisite, din, mezhep  kavramları seçmen tercihini belirlemede çok önemli bir etken  olmasına karşın,bu etken neden kuzey ülkelerinde (İngiltere,Fransa,Almanya.. vb.  AB Ülkeleri gibi) son derece zayıflamaktadır.Ülkelerin Okuma Kültürü’ne göre  durmlarını’ gösteren  bir haritada (bakınız haita 1) bütün demokrasilerin okuyan toplumlarda  ortaya çıktığını görüyoruz.Bu da okuyan toplumların dinle,mezheple maniple edilemediğini (avlanamadığını) göstermiyor mu?

 

Konunun(ağır gaflet içindeki) siyasi aktörlerin de  gündemine girmesini sağlayabilir diye,son derece önemsediğim bu yazı üzerinden  daha önce yaptığım okumaları ve kişisel değerlendirmelerimi (demokrasi paradoksuyla beyin fırtınası) paylaşmak isterim.

‘’Seçim yapılan ülkelerde demokrasinin gelişmişlik düzeyi ni halkın tercihlerindeki öncelikler belirliyor’’ demek bu öncelikleri kitle kültürüne ‘eken ‘ yönlendirici gücü de bu gücün (medyanın)  her türlü yönlendirmesine karşı, halkın kültürel donanımsızlığını da dikkate almamaktır. Gerçi  yazıda ‘’ancak’’ denilerek ‘’ … demokratik ülkelerde televizyon yayıncılığı üzerinde  resmi bir kontrol mekanizması vardır ve izin verildiği ölçüde yayın yaparlar’’ vurgusuyla dempokrasi paradoksuna  dikkat çekiliyor.Bu paradoksu en veciz biçimde şöyle özetleyebiliriz.Bütün özgürlükleri içeren  demokrasilerde bile,demokriasiyi yok etme özgürlüğü  olamaz. Yazıda ‘’düzenleyici yasalar  televizyon yayınlarının siyasi konularda tarafsızlık ilkesine ödün vermeden  uymalarını zorunlu kılar,siyasi tartışmalarda tüm görüşlere eşit ağırlık verilmesini şart koşar’’ deniliyor.Nerede ‘’şart koşarmış’’? Demokrasilerde …. Bizde ise medyada tarafsızlık,eşitlik sözcükleri ,rastlanması mucize kavramlardır artık.

Televizyonla toplum hipnotize edilebilir.

Hatta elektronik medyalar,yazılı ve görsel basın,r gücün ve bir iktidar odağının elinde psikolojik savaş aracı olarak kullanılabiliyor. Televizyona kendi anayurdunda çok ağır hücumlar yapılmasının en önemli nedeni bu… Televizyonun bütün kültür tarihini kendinden önce ve kendinden sonra olmak üzere nasıl ikiye ayırdığını,kendini milat kabul ettirdiğini ,iletişim bilimciler, artık saklamıyor.Tersine sağırlaşan kulaklara bağır bağır bağırıyor.

Bu bilim adamlarından Walter Lippmann,televizyon yalana dayalı  nasıl bir karartma uygulayabileceğinden söz ederken   ‘’yalanı ortaya çıkaran bir araca sahip olmayan bir toplum,özgürlüğe kavuşamaz’’ diyordu.

18.Yüzyılın başında,Aydınlanma Çağı, ‘aklın mahkemesi’ni2yalanı’,’iki yüzlülüğü’ ortaya çıkaran bir yalan malkinesi gibi çalıştırmıştı oysa.Devlet demediler,din demediler ,toplum,doğa anlayışı demediler(,,,) her şey amansız bir eleştirinin hedefi oldu,; her şey aklın mahkemesi önünde aklanmak zorunda kaldı ya da  mahkum oldu.

 

Günümüzde dijital çağın en başından başlayarak,Huxley ise,en gözde uyuştıurucunun  TV olacağını söylemişti.Dediği oldu.RTÜK’ün araştırmasına göre,her gün dört saat uyuşturucu alıyoruz.Bunu anlamak için Marshall McLuhann’ın medyanın kültürü yalnızca iletmediğini,aynı zamanda   aşağıladığınıda ileri süren şu sözlerini anımsayalım:

Herhangi bir duyunun yoğunluğu düpedüz arttırılarak ya da azaltılarak,yani hipnozda yapıldığı gibi.Ve bir tek duygunun yeni bir medyayla güçlendirilmesi sayesinde bütün bir toplum hipnotize edilebilir.

Seçmen Nasıl Aldatılıyor

25. Kareler vb. kitle iletişim taktikleriyle,bilinç altımızı ele geçiren görsel medyaların kuşatöması altında savunduğumuz düşüncelerin,kanıların, tercihlerin, seçimlerin ne kadarı gerçekten bizim özgür ve bilinçli irademizle oluştuğu çok tartışnma götürür.Bu konuda Erich Fromm  bakın ne diyor:

İnsanlar herhangi bir şeyi yapmaya bir dış kuvvet tarafından açıkça zorlanmış olmadıkça kendi kararlarını  kendilerinin verdiğini ve bir şeyi arzu ettikleri zaman da bunu gerçekten kendilerinin istemiş olduğunu sanırlar.Fakat bu kendimizle ilgili en büyük yanılgılardan biridir.

 

Bizim özellikle muhalif siyasi aktörlerimizin seçmen kitlelerini bu yeni aldatma hilelerine karşı nasıl bir mücadele yürütmeleri gerektiğini,bu konuda dunysadski örnekleri araştırmadan,siyaset yapma gayretleri, hiç kusura bakmasınlar bu dijital çağda artık    çok bilinçsizce kanburla  su taşımak gibi çok acınası bir çabadır.Çünkü daha 1940’larda Hitler2in proboganda bakanı  ‘’Göbels’’ bana vicdansız bir medya   verin size cahil bir halk vereyim diyordu.Hitler’in kendisi ise ‘’okumamış bir halka sahip olmak iktidar sahipleri için ne güzel şanstır’’ demiştir.Çünkü bilgisiz bir toplum özgür bırakılıp kendisine seçim hakkı verilse bile hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz.(Tyoto)yaptığını sanır yalnızca.

Platon’sa çağlar önceden ‘’cahil insan bir dala tutunayım derken bir yılana sarılabilir’’ diyerek izi uyarmıştı.Halkın egemenliğini türlü çeşitli sandık oyunları ve medya maniplasyonlarıyla karşı muhaliflerin  çaresizliği ,artık  bilimin yeni konusudur.Çünkü dünyada her sorun çaresiyle birlikte ortaya çıkar.Walter Lippmann’ın sözünü ettiği ‘’yalanı ortaya çıkaran bir araç’’ olarak,bugün,okuma kültüründen daha etkilisini bilim henüz bulamamıştır.Enerji Bakanı Taner Yıldız bile,bu nedenle ‘’Toplumda okuma oranı arttıkça AKP oyları azalıyor’’itirafında bulunmuştu.(Harita 2) 




Kaynak:Cumhurriyet Bilim Teknoloji Dergisi

copyright 2013.AVF Alevi Vakıfları Federasyonu. | literalwebdizayn

Paristan Bayan Giyim

Elazığ Oto Kiralama